Neslihan ENGİN - Müzisyen

Neslihan Engin’in eğitimi nedir?
Ben Boğaziçi Üniversitesi’nde son sınıftayken 1998-1999 öğretim yılı Akademi İstanbul’da Ses Mühendisliği Bölümü’nün ilk senesiydi. Dolayısıyla ben bu programda Süden Pamir’in ilk öğrencilerindenim. Daha Neslihan ENGİN sonra eğitim hayatına taa 2006’da geri döndüm ve İTÜ MİAM Sound Engineering&Design Bölümü’ne girdim. 2008’de MİAM’daki eğitimimi tamamladım.

Neslihan Engin kimdir? Yaptığınız işler nelerdir?
Akademi İstanbul’da aldığım 1 senelik eğitimin akabinde Raks Marşandiz Stüdyoları’nda staj yaptım, daha sonra Nezih Ünen ile birlikte onun stüdyosunda çalıştım. Bir süre kurumsal iş hayatında müzik dışında başka işlerde çalıştıktan sonra Candan Erçetin ile çalışmaya başladım. Onun stüdyo çalışmalarını yürüttüm, aranjör ve besteci olarak albümlerinde yer aldım. Sahnesinde klavye ve akordeon çaldım. İTÜ MİAM’daki 2 yılım süresince çeşitli kayıtlarda yer aldım. Nokia Supersound 2007 prodüksiyonu ve Kıraç’ın albümü bu işlerden bazıları sayılabilir. Müziğin daha çok “management” tarafında yer almak istediğim için şu an Elec-Trip Records bünyesindeki sanatçıların menajerliğini/basın ilişkilerini yürütmekteyim (Portecho, Zi Punt, Mira, Norrda, İstanbul Calling, Techno Roman Project).

Müzisyen yanınız var mı?
Uzun zamandır piyano çalıyorum, beste ve düzenleme yapıyorum. Piyanodan klavye ve akordeona kaydım zaman içinde. Üniversite yıllarında Türkiye’nin ilk psychedelic rock grubu olarak bilinen “Siddhartha”da hem sahnede hem de albüm kayıtlarında klavye çaldım. Candan Erçetin’in albümlerinde parçalarım ve düzenlemelerim var. Sahnesinde klavye ve akordeon çaldım. Küçük bir home studiom var. Çeşitli amaçlar için müzik üretiyorum (Kanal D’nin bir yarışma programının jeneriği, Filmmor ve Toplum Gönüllüleri sivil toplum örgütleri için spotlar, vb). Aynı zamanda kendi grubum var. “Neslihan Engin” olarak sahne alıyorum. Kendi şarkılarımı piyano çalarak söylüyorum. Grupta davul, bas ve trompet var. Bir quartet gibi tınlıyor yer yer. Ama aslında singer/songwriter konseptinde Türkçe sözlü pop şarkıları.

Bugüne kadar işte bu benim sound’um dediğiniz iş nedir?
“İşte bu benim sound’um” diyecek kadar üstüne basa basa belirtemem ama Candan Erçetin’in Fransızca chanson’lardan oluşan albümünü (Candan Chante Hier Pour Aujourd’hui) yaparken hoşlandığım sound’lar yakalamaya çalışmıştım. Sanırım bu çalışmayı örnek gösterebilirim.

Çalıştığınız isimler arasında en uyumlu olduğunuz kişi veya kişiler kimler?
Son dönemde daha çok “artist management” alanına doğru yöneldim. Bu kez de sanatçıyla direkt olarak müzikal anlamda değil, müziğin olabildiğince geniş kitlelere ulaşması adına çalışıyorum. Birlikte çalıştığım tüm gruplarla uyumlu bir şekilde işlerimizi yürütüyoruz.

Dünya da örnek aldığınız, etkilendiğiniz iş nedir?
Son yıllarda The Killers, Interpol gibi grupların sound’unu kendime yakın bulduğumu söyleyebilirim. Çok çeşitli isimlerden etkileniyorum tabii, Led Zeppelin’den Eric Satie’ye, Jeff Buckley’den Cassandra Wilson’a, The Smiths’ten Hot Chip’e birbirinden farklı birçok janrda müzik üreten isim beni etkiliyor.

İçinde bulunmaktan en çok zevk aldığınız iş hangisi oldu?
2007 yazında Nokia Supersound projesi kapsamında MİAM’da yapılan prodüksiyonda prodüktör asistanı olarak epey işe el atmıştım. 9 grup için parçaları en baştan ortaya çıkardık. Kısa bir zaman diliminde 9 ayrı grubun prodüksiyonunu yapmak hem stresli hem de çok zevkli oldu. Ortaya keyifli bir albüm çıktı.

Sahnesini çok beğendiğiniz bir Türk sanatçı var mı?
Duman, Mor ve Ötesi, Hayko Cepkin gibi isimlerin sahnesini izlemek gayet keyifli. Biraz reklama girecek ama dans etmek isteyenler için menajerliğini yaptığım gruplardan biri olan Portecho’nun sahnesinden bahsetmeden geçemeyeceğim. :)

Peki son dönemdeki bu dijital masa tutkusu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bunun bir tutku olup olmadığından emin değilim :) Aslında sanırım analog masa bir tutku. Dijital müzik prodüksiyonu ve kayıt teknolojileri elbette bir çok işi kolaylaştırıyor ve kısaltıyor ama günün sonunda sanatçının sahne performansı ve kimliği onu kalıcı kılıyor. Stüdyoda kalmaya karar vermiş olsaydım kesinlikle analog ekipmanla çalışmayı tercih ederdim. Masa dijital olsa dahi harici ekipmanı olabildiğince analog tutmaya çalışırdım. Özellikle kompresyon ve equalizasyon için analog ekipmanın hayati değer taşıdığını düşünüyorum. Hala bazı stüdyolarda SSL’in içinden geçirmeden Protools’a kanal sokulmuyor. Bu bakış açısının kesinlikle fark yarattığına inanıyorum.

Son olarak ileriye dönük projelerinizden bahseder misiniz?
Artist management konusunda ilerlemeye devam edeceğim. Yurtdışında ses getirecek ve tanıtılmayı bekleyen çok iyi Türk müzisyenlerimiz var. Her ne kadar eğitimim bu alanda olsa da stüdyoda birebir ses mühendisliği yapmayı şimdilik düşünmüyorum. Çeşitli amaçlar için müzik üretmeye devam edeceğim (umarım home studio’mu daha iyi bir hale getirebilirim bu arada). Kendi şarkılarımı daha geniş bir dinleyici kitlesine ulaştırmak için daha çok konser verip, uzun vadede onları yayınlamayı planlıyorum.


Şuan Buradasınız Mezunlarımız Neslihan ENGİN - Müzisyen